Uzun yıllar boyunca bazı şikayetlerimin benim “normalim” olduğunu düşündüm. Kabızlık, cilt kuruluğu, kilo vermekte zorluk, sabahları yorgun uyanmak… Bunların Hashimoto ile yaşamanın kaçınılmaz bir parçası olduğunu sanıyordum.
Meğer ne kadar yanılmışım.
Tanı sürecim 16 Yıl Önce, Tıp Fakültesinde Başladı
Hikayem bundan çok daha önce başladı. 16 yıl önce, tıp fakültesi 4. sınıf öğrencisiyken Hashimoto Tiroiditi tanısı aldım. O günden beri ilaç kullanıyorum. Yıllardır yaşadığım kilo problemi, kronik kabızlık, cilt kuruluğu ve o hiç bitmeyen enerji düşüklüğü, bu tanıyla birlikte bir açıklamaya kavuşmuştu.
Tıp eğitimimde öğrendiğim gibi düşündüm: Artık tiroid hormon ilacımı içecek ve tamamen iyileşecektim.
Öyle de oldu… En azından ben öyle sandım. Enerjim biraz yerine geldi ama kabızlığım, kilo sorunlarım ve cilt kuruluğum aynen devam etti. “Ben böyleyim” dedim, kabullendim. 2-3 güne bir tuvalete çıkmayı, ne yapsam gitmeyen o fazlalıkları normalleştirdim.
Yıllar içinde ilacımın dozu düzenli olarak arttı. 25 mcg ile başladığım yolculukta 100 mcg’a kadar çıktım. “E ne de olsa kronik bir hastalık, dozun artması normal” diye düşündüm.

Annelik ve Ezber Bozan O Soru: “Küçük Bir Haptan Daha Fazlası Yok mu?”
Anne olduktan sonra kendi sürecime daha farklı bakmaya başladım. Sabahları aç karnına içtiğim o küçük hapın ötesinde, kendim için, gerçekten “iyi olmak” için yapabileceğim başka neler vardı?
Bu arayış ve sorgulama, beni Fonksiyonel Tıp ile tanıştırdı. İşte o an, resmi bütünüyle görmeye başladım.
Bağırsak sağlığı ve tiroid arasındaki o muazzam ilişkiyi çözdükten sonra, kendi hayatımda köklü değişikliklere gittim:
- Beslenmemi Değiştirdim: Bedenime zarar veren, inflamasyonu tetikleyen problemli besin gruplarını hayatımdan çıkardım.
- Eksikleri Tamamladım: Hücrelerimin açlığını, mikrobesin eksikliklerimi giderdim.
- Yaşam Tarzımı Yönettim: Kaliteli bir uyku rutini olmadan otoimmün bir hastalıkta iyileşmenin imkansız olduğunu gördüm. Stres yönetimi için doğayı ve nefes çalışmalarını hayatıma kattım. Eskiden hiç sevmediğim egzersiz, artık vazgeçilmezim oldu.
Sonuç mu? Zamanla kabızlığım ve cilt problemlerim tamamen düzeldi. Kilom dengelendi. Yıllarca “Benim yapım böyle” diyerek kabullendiğim şeylerin aslında bedenimin birer çığlığı olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim.
📌 Bedeninizin Sesine Kulak Verin: Bunlar “Normal” Değil!
- 2-3 güne bir tuvalete çıkmak normal değil.
- En kaliteli kremleri kullanmanıza rağmen geçmeyen cilt kuruluğu normal değil.
- Uzamayan, kolayca kırılan tırnaklar ve dökülen saçlar normal değil.
- Doğru beslenip egzersiz yapsanız bile kilo verememek normal değil.
- Sabahları yorucu bir maratondan çıkmış gibi dinlenmeden uyanmak normal değil.
Gerçek İyilik Hali Bir Hayal Değil
Yemekten sonra karnınızın şişmemesi, enerjik uyanmak, kuruluktan kaşınmayan bir cilt… Bunlar ulaşılmaz beklentiler değil.
Hashimoto, evet, kronik bir otoimmün hastalık. Genetik yatkınlıkla çevresel faktörler birleştiğinde ortaya çıkıyor. Tiroid hormon ilacı tedavinin çok önemli bir parçası, ama tek başına çoğu zaman yeterli değil.
Benim hem bir uzman hem de bir hasta olarak deneyimim, süreci bütüncül olarak ele almanın mucizesini gösterdi. Beslenme, uyku, stres, bağırsak sağlığı, toksin yükü ve mikrobesin eksiklikleri bir bütün olarak ele alındığında, Hashimoto ile yaşam kalitenizi arttırmak tamamen sizin elinizde.
Sosyal medyada bu konuyu sık sık kadar anlatıyorum; çünkü “normal” sandığınız esaretinizden kurtulmanızı ve gerçek iyilik halini deneyimlemenizi istiyorum.
Yalnız değilsiniz ve kesinlikle seçeneksiz değilsiniz.
Eğer siz de benzer şikayetlerle sıkışıp kaldıysanız ve sürecinize modern, bütünsel bir yaşam tarzı perspektifiyle yaklaşmak isterseniz, size rehberlik etmek için buradayım.
Sevgilerimle,
Deniz

